30 Kasım 2018 Cuma



                           

                 KALBİMİN BEYNİ

         Amcamın vefatında hissettiğim üzüntünün 100 de 1 ini hissetmedim H. abimin ölümünde.
 Kaldı ki H. abinin evinde o kadar çok kalmışlığım, kızıyla neredeyse çocukluğumun pek çok anısını paylaşmışlığım var. Amcamla paylaşımlarım ise H. abiyle kıyaslandığında 10 da 1  i kadar. Buna rağmen amcam öldüğünde neredeyse 1 yıl süren bir depresyon evresine girdim ve atlatmam kolay olmadı, hala etkileri üzerimde. Amcamla ilgili hep iyi şeyler hissettim, onu hep sevdim, onun hep çok iyi bir insan olduğunu düşündüm, hala bu satırları yazarken, onu düşünürken içim acımakta. H. abi ise daha dün defnedildi, içimdeki duygu neredeyse sıfır. Desem ki o kötü bir insandı, asla diyemem, ne bana ne de başkasına bir kötülüğünü gördüm. Öldüğünü duyunca hiçbir şey hissetmedim. Bu satırları yazarken fark ediyorum ki onunla ilgili kalbimde bir göz açılmamış, H abi hiçbir zaman benim kalbimin beynine girememiş. Amcam ise kalbimdeki beynin her hücresine nüfuz etmiş." Çocuklarla kaliteli zaman geçirmek" diye bir tabir var ya günümüzde; ne kadar çok zaman geçirdiğin değil nasıl geçirdiğin, nitelik değil nicelik önemli denir ya, işte o tabirin canlı örneğini yaşıyorum şu anda. Amcam benimle çok zaman geçirmedi ama o görüştüğümüz kısıtlı vakitlerde iyi bir insan olduğunu, ona daima güvenebileceğimi, bir sıkıntım olduğunda beni destekleyeceğini hep hissettirmiş meğer. Amcam öldüğünde bu dünyadan benim için önemli bir insanın gittiğini kalbim idrak etmiş ben farkında olmadan. Ama çocukluğumdaki  pek çok anıda varlığı cismen olan H abi, kalbime ruhuyla hiç dokunamamış. Allah rahmet eylesin H. abi, Allah korktuğundan korusun inşallah, umarım bu dilekleri çok daha kalpten söyleyecek sevenlerin vardır.

19 Temmuz 2018 Perşembe

                                                             


   
                                                                 KAYGI BOZUKLUĞU


           Eskiden olduğu gibi çılgın, enerjik, korkusuz olmak istiyorum ama bunları yazarken bir taraftan da düşünüyorum hiç böyle olmuş muydum, bu özellikler hep olmak istediğim şeyler miydi acaba? kendime o kadar da haksızlık etmeyeyim olmuştum; hayatımda hiç gitmediğim istanbula 20 yaşında tek başıma 2 ay yaşamaya gitmiştim, o zamanlar herkes korkardı oraya tek gitmeye ama ben gitmiştim ve kimseyi yanımda istememiştim, orada bir yurtta kalıp tek başıma hayatımı idame ettirebilmiştim ve bununla gurur duymuştum ama fark ediyorum ki hala bununla gurur duyuyorum üzerine yeni şeyler çok da eklememişim. kızımı tek başıma bugünlere getirmem de gurur duyduğum şeylerden biri ama ben bunları yaparken çok doğal olduğunu düşünmüştüm. herkes yapar sanıyordum. meğer öyle değilmiş, herkes her şeyi kendi başına yapamıyormuş, yardım alıyormuş. benim gibi yardım alamayanlar ise yıllar sonra anlıyorlarmış aslında ne kadar çok yıprandıklarını

25 Nisan 2018 Çarşamba

bahane

                             


                                        BAHANE


Ben özlemedim ki seni
kedi özledi
çağır onu gelsin diye 
bana kedi söyledi

ben özlemedim ki seni 
kedi özledi
çağır onu gelsin diye 
bana kedi söyledi

......

sen bilirsin bu kedi 
karşılıksız sevdi seni
belki de her kedi gibi
biraz bencildi
   
ne güzel şey şu şarkılar, insanın ruhuna nasıl da tercüman oluyorlar, buraya hep kocama sinirlenince ya da beni üzen durumlarla karşılaşınca içimi dökmek için, hislerimi olgunlaştırmak, bazen de bu duygulardan kurtulmak için yazıyorum. Bana rahatlama ve kendimi yeniden inşa etme fırsatı veriyor bu duygu boşalması.
  
bugünse içimde bir bahar coşkusu, dilimde kedi şarkısı dans ederken yazıyorum bu satırları, belki de sevinçliyken yazmak, o sevinci içimden atmak gibi geldiğinden yazamıyorum o anlarda, o anlarda sadece yaşamak istiyorum o duyguları, hiç bitmesin, dilimden dökülünce içimden de sökün olmasın istiyorum, keder ya da hüzün ise tam tersine; gitsin istiyorum, kelimelerle beraber uçsun gitsin istiyorum.
 hayattan beklentilerim var hem kocaman, hem küçücük. bazı hayallerim o kadar kocaman ki söylemek bile gülünç geliyor, bazıları da tam tersine o kadar küçük ki, onları da  söylemek gülünç geliyor; sonuç hayallerim bana neden gülünç geliyor? sanırım sebebi başarısızlık duygusuyla baş edememem. söylersem ve gerçekleşmezse diye korkumdan kendime bile itiraf edemediğim hayallerim var benim
ne kadar daldan dala bir yazı oldu! işte mutluluk bana yazma coşkusu hissettirmiyor, toplumumuz gibi ben de hüzünden besleniyorum, dram var ruhumda. alışık değilim sevince, her sevinç arkasından hüzün bekleyenlerdenim "çok gülen çok ağlar" ,  "iki iyiliksiz dünya" bunlarla büyüdüm ben. doyasıya sevinemem, korkarım ....