14 Kasım 2023 Salı

         



                             ACİL PSİKOLOG!!!


      Çocuğumun göreceli başarı/başarısızlığını içime sindiremiyorum, bunun çok saçma olduğunu beynim sonuna kadar biliyor ama ruhum kabullenemiyor. Nedir beni bu kadar çok üzen? Çocukluğuma erişip, oradaki o incinmiş çocuğun teselli edilmesi gerekiyor, birilerinin o çocuğa sarılması ve "ders başarısı her şey demek değil" demeli acilen. Çocuğumun başarısızlığının bende yarattığı duygu; yapa yapa bir çocuk yaptın onu da yanlış yaptın! Onu değil, kendimi başarısız görüyorum, çünkü onu yetiştirmeye çalışan benim, işin saçma kısımlarından biri de çocuğumun babasına karşı bile kendimi mahçup hissediyorum.

17 Ocak 2019 Perşembe

                                        

                                                                   MUTLULUK
 

      Mutluluk kendi içimizde, onu dışarıda aramayın derler ya, bunun doğruluğunu çok çok hissettim son 2-3 ayda. Hayatımın belki de zorlu olması gereken günlerinde olmama rağmen, işe yarıyor olmanın verdiği haz mı, çabalamanın verdiği kuvvet midir, nedir bilmiyorum ama içimden çok olumlu duygular taşıyor. Gerçekten mutluluğun içimde olduğunu idrak etmemi sağlayan hisler. Herkes beni sevsin, onaylasın istediğim günler şu anda bana uzak geliyor, ihtiyaç hissetmiyorum, sanırım şu sıralar kendimi sevmeye başladım, hani dedikleri gibi ; "önce kendini sevmelisin". Bunu nasıl başardım bilemiyorum ama şu sıralar hem eşimi hem kızımı hem hayatımı çok ama çok seviyorum. Ama annemin dediği gibi iki iyiliksiz bu dünya, ben kendimle barışırken, eşim küstü kendine, yaptığı seçimin pişmanlığında kıvranmakta, onu bu pişmanlıktan kurtarmaya çalışmak ne kadar beni zorlasa da o da ben de şanslıyız ki, ben iyi bir dönemime geçtim, çok şükür. Hayat böyle bir yer sanırım, hep bir engelli koşu; koşunun finali boktan olmasa iyiydi. Belki de değildir ...
     Kızım 14 yaşına geldi ve ben ancak 2. çocuk fikrine ilk kez hazır hissettim, hazır mı hissediyorum yoksa yumurtalar bitiyor, batan geminin son malları bunlar hissi mi emin değilim ama henüz hala...
İşin kötüsü şimdi de koca kişisi hazır değil. demek ki bu 2. çocuk bize kısmet değil, ya da şöyle diyelim kısmet değil. Görelim mevlam ne eyler, ne eylerse güzel eyler diyerek konuyu bağlıyorum.
   Eğer ki hamile kalırsam, eminim 40 yaş hamileliğindeki duygu yoğunluğum normalin 10 katı olacağından, bu günlüğe çok ihtiyacım olacak. Biraz geç kaldım biliyorum ama ancak yetişiyorum ben bu hayata elimde değil, 3-5 yıl kadar yaşımın gerisinde duygu yoğunluğum, ben ne yapayım. 

30 Kasım 2018 Cuma



                           

                 KALBİMİN BEYNİ

         Amcamın vefatında hissettiğim üzüntünün 100 de 1 ini hissetmedim H. abimin ölümünde.
 Kaldı ki H. abinin evinde o kadar çok kalmışlığım, kızıyla neredeyse çocukluğumun pek çok anısını paylaşmışlığım var. Amcamla paylaşımlarım ise H. abiyle kıyaslandığında 10 da 1  i kadar. Buna rağmen amcam öldüğünde neredeyse 1 yıl süren bir depresyon evresine girdim ve atlatmam kolay olmadı, hala etkileri üzerimde. Amcamla ilgili hep iyi şeyler hissettim, onu hep sevdim, onun hep çok iyi bir insan olduğunu düşündüm, hala bu satırları yazarken, onu düşünürken içim acımakta. H. abi ise daha dün defnedildi, içimdeki duygu neredeyse sıfır. Desem ki o kötü bir insandı, asla diyemem, ne bana ne de başkasına bir kötülüğünü gördüm. Öldüğünü duyunca hiçbir şey hissetmedim. Bu satırları yazarken fark ediyorum ki onunla ilgili kalbimde bir göz açılmamış, H abi hiçbir zaman benim kalbimin beynine girememiş. Amcam ise kalbimdeki beynin her hücresine nüfuz etmiş." Çocuklarla kaliteli zaman geçirmek" diye bir tabir var ya günümüzde; ne kadar çok zaman geçirdiğin değil nasıl geçirdiğin, nitelik değil nicelik önemli denir ya, işte o tabirin canlı örneğini yaşıyorum şu anda. Amcam benimle çok zaman geçirmedi ama o görüştüğümüz kısıtlı vakitlerde iyi bir insan olduğunu, ona daima güvenebileceğimi, bir sıkıntım olduğunda beni destekleyeceğini hep hissettirmiş meğer. Amcam öldüğünde bu dünyadan benim için önemli bir insanın gittiğini kalbim idrak etmiş ben farkında olmadan. Ama çocukluğumdaki  pek çok anıda varlığı cismen olan H abi, kalbime ruhuyla hiç dokunamamış. Allah rahmet eylesin H. abi, Allah korktuğundan korusun inşallah, umarım bu dilekleri çok daha kalpten söyleyecek sevenlerin vardır.

19 Temmuz 2018 Perşembe

                                                             


   
                                                                 KAYGI BOZUKLUĞU


           Eskiden olduğu gibi çılgın, enerjik, korkusuz olmak istiyorum ama bunları yazarken bir taraftan da düşünüyorum hiç böyle olmuş muydum, bu özellikler hep olmak istediğim şeyler miydi acaba? kendime o kadar da haksızlık etmeyeyim olmuştum; hayatımda hiç gitmediğim istanbula 20 yaşında tek başıma 2 ay yaşamaya gitmiştim, o zamanlar herkes korkardı oraya tek gitmeye ama ben gitmiştim ve kimseyi yanımda istememiştim, orada bir yurtta kalıp tek başıma hayatımı idame ettirebilmiştim ve bununla gurur duymuştum ama fark ediyorum ki hala bununla gurur duyuyorum üzerine yeni şeyler çok da eklememişim. kızımı tek başıma bugünlere getirmem de gurur duyduğum şeylerden biri ama ben bunları yaparken çok doğal olduğunu düşünmüştüm. herkes yapar sanıyordum. meğer öyle değilmiş, herkes her şeyi kendi başına yapamıyormuş, yardım alıyormuş. benim gibi yardım alamayanlar ise yıllar sonra anlıyorlarmış aslında ne kadar çok yıprandıklarını

25 Nisan 2018 Çarşamba

bahane

                             


                                        BAHANE


Ben özlemedim ki seni
kedi özledi
çağır onu gelsin diye 
bana kedi söyledi

ben özlemedim ki seni 
kedi özledi
çağır onu gelsin diye 
bana kedi söyledi

......

sen bilirsin bu kedi 
karşılıksız sevdi seni
belki de her kedi gibi
biraz bencildi
   
ne güzel şey şu şarkılar, insanın ruhuna nasıl da tercüman oluyorlar, buraya hep kocama sinirlenince ya da beni üzen durumlarla karşılaşınca içimi dökmek için, hislerimi olgunlaştırmak, bazen de bu duygulardan kurtulmak için yazıyorum. Bana rahatlama ve kendimi yeniden inşa etme fırsatı veriyor bu duygu boşalması.
  
bugünse içimde bir bahar coşkusu, dilimde kedi şarkısı dans ederken yazıyorum bu satırları, belki de sevinçliyken yazmak, o sevinci içimden atmak gibi geldiğinden yazamıyorum o anlarda, o anlarda sadece yaşamak istiyorum o duyguları, hiç bitmesin, dilimden dökülünce içimden de sökün olmasın istiyorum, keder ya da hüzün ise tam tersine; gitsin istiyorum, kelimelerle beraber uçsun gitsin istiyorum.
 hayattan beklentilerim var hem kocaman, hem küçücük. bazı hayallerim o kadar kocaman ki söylemek bile gülünç geliyor, bazıları da tam tersine o kadar küçük ki, onları da  söylemek gülünç geliyor; sonuç hayallerim bana neden gülünç geliyor? sanırım sebebi başarısızlık duygusuyla baş edememem. söylersem ve gerçekleşmezse diye korkumdan kendime bile itiraf edemediğim hayallerim var benim
ne kadar daldan dala bir yazı oldu! işte mutluluk bana yazma coşkusu hissettirmiyor, toplumumuz gibi ben de hüzünden besleniyorum, dram var ruhumda. alışık değilim sevince, her sevinç arkasından hüzün bekleyenlerdenim "çok gülen çok ağlar" ,  "iki iyiliksiz dünya" bunlarla büyüdüm ben. doyasıya sevinemem, korkarım ....

27 Kasım 2017 Pazartesi

   
                    BENİ ÇOK SEV


                tut elimden beni çok sev
                kimseye verme
                seveceksen ömürlük sev
                bir günlük sevme
               iyi günde kötü günde
               sakla göğsünde
               sen bu kalbe iyi geldin
               benden hiç gitme 
                                        TARKAN


    Acaba bütün kadınların mı benim gibi sevilmeye, sarılmaya ihtiyacı var; yoksa bu bana özgü mü, çocukluğumda eksik kalan bir şeylerin etkisi mi? şuanda bana sımsıkı sarılacak bi omza o kadar çok ihtiyacım var ki; ama sağ olsun eşim duygu yoksunu olduğundan asla bu ihtiyacımı karşılamıyor ve beni çok çok üzüyor. Aslında filmlerde bile ağlayabilen bi insanken, nasıl oluyor da bana sarılmaya gelince bu kadar duygusuz olabiliyor. Sanki bana sıkıca sarılsa, biraz saçımı okşasa, küçük bir kızmışım gibi davransa iyileşivereceğim , bütün gribim geçecek gibi hissediyorum.o böyle yapmayınca daha da hırçınlaşıyorum ve onun canını acıtmak istiyorum. Yazarken fark ettim ki sorun bende, tüm kadınlara bok atmaya gerek yok. Küçükken az sarılmışlar sanırım bana :(

15 Eylül 2017 Cuma

     
   
               YALNIZLIK...

             yalnızlık ilk gençlik yıllarımda çok sevdiğim bir duyguydu, şimdi anlıyorum ki o sevdiğim yalnızlık, fiziki yalnızlıkmış. Kendini ıssız hissetmek çok başka bir şeymiş...
Issız hissetmek ; canını sıkan olayları birisiyle paylaşamamakmış, seni yargılamadan, eleştirmeden dinleyecek kimseyi bulamamakmış etrafında, ne eşin (burada eş kelimesi çok doğru seçim ama eğer sen o doğru seçimi yapabildiysen), ne dostun ne de annen ya da baban. Herkes her şeyi dinlerken sanki tetikte, her söylediğinden bir anlam çıkarma, senin üzerindeki olumsuz etkilerini fark ettiklerinden belki de, bir savunma duruşunda geçiyor her konuşma. Neyse işte, bugün sanırım yanlış moddayım diyelim. Bu da bi günlük olduğuna göre içimi buraya dökmeyeceğim de nereye dökeceğim!
          Normalde benden çoook uzaklarda yaşayan annem bir haftadır yanıma geldi. Aslında eskiden annem en yakın arkadaşımdı bir çok konuda. Ama yaşlandıkça onun çeşitli hastalıklarının ortaya çıkması nedeniyle rollerimizin değişmesinden mütevvellit neredeyse hiçbir sıkıntı ya da üzüntümü onunla paylaşmıyorum ; üzülmesin, stres yapıp da kalbini yormasın diye. Çoğu zaman ben onun sıkıntılarını dinleyip, üzülüyorum ve çözüm bulmaya çalışıyorum. Ama ben zaten bir çocuk annesiyim ve bir çocuğa daha değil anneye ihtiyacım var. Her ailede yüklenici firma gibi bi çocuk olur ya, işte o benim, hastalık mı var, sıkıntı mı var, hemen ilk akla gelen ben olurum, sorunları çözülmesi gereken, mutlu edilmesi gerekense kardeşim.Çünkü o çok 'naif, yapamaz, beceremez, üzülür' . Yanlış anlaşılmasın, asla çekememezlik değil, kardeşim gerçekten yapamaz , edemez; çünkü hiç yapması gerekmedi, hiç tek başına kalmadı bu hayatta. Bilmez sorunlarla baş etmeyi, hep biz çözdük onun adına. şimdi annem de öyle oldu, o da yaşlandıkça yapamaz oldu çoğu şeyi, sadece fiziken değil, ruhen de yapamaz oldu. Konu dağıldıkça dağıldı, sonuç ben çok yoruldum. Zaten kaygı bozukluğu yaşıyorum hastalıklar konusunda, bir de böyle sıkıntılar artık çok ağır geliyor bedenime.